vurallar
ardahan

İlla Yaşadıkça Öğrenirsin!

OLCAY KASIMOĞLU

OLCAY KASIMOĞLU

E-Posta :

         Ve bundan sonra; yaz rüzgarları saçlarımda esse, hiç konuşmasam/ Bu yorgun, bu üzençli yüreği / Benim değilmiş gibi, yedi deryalar içinde kızgın güneşe bıraksam/ Bir derenin kenarında bir tarlanın ekininde /Bir dağın başında bir yaylanın düzünde/ Dıyar dıyar dolaşsa, yansa küle dönse ve arınsa/ Acılardan uslanmış olarak tekrar yürek yurduma kement atsa/Ve ben; yüzü ışığa, gerçeğe yönelmiş bir sevda barınağın da/ gözlerimi yeniden, bir çocuğun gülüşlerinde açsam.!.

        Yaşamı ciddiye almak; başkalarının kendi olabilme haklarını ihlal etmeden, yaşamın her anını kuşkuya, hesaplara dökmeden ''insan olabilme çoşkusuyla yaşamak'' dünyaya güzel gözlerle, yüreğin derinliğinden bakmak.
         Yaşamı yedeğimde saklamak değil, yaşamı yaşanılır kılmak ve anlamlı yaşamak istiyorum diye bilmektir, yaşamak.
          Biliyorum ki, benim iradem dışında; güneş doğacak, çiçekler açacak, rüzgar esecek, yağmur yağacak ve olması gerekenler kendiliğinden olacak. Önemli olan bu dengenin içinde biz ne öğrendik neye şahit olduk ve hayatımızı bunlarla ne kadar bütünleştirdik, sesimizi ne kadar katabildik ?
           Her günün, yeniden doğmak olduğu, her nefesin ışık süzmesiyle yeniden yaşamak olduğunu, özlemlerin, ihanetlerin olmadığı bir ''erguvan imparatorluğunda'' yaşam tacını takıp, içtenlik, erinç, coşku ne varsa olanca görkemiyle yaşamaktır, yaşamın anlamı...
           Artık mutlu olmak kadar acılardan da da öğrendik hayatın bir gelişme olduğunu lakin satın alamadığımız ''bir örtüye bürünmüş yalnızlığın'' etrafımızda kol gezmesini istemiyoruz artık. Binlerce rengin içerisinden sıyrılıp ''mutluluğun rengine tutulmuş hayatı'' kucaklamaktır dileğimiz. 
          Yürek bir kez görür, sonra hep gözler görür, sıcaklığı bir ağustostur artık. Doğan gün alışmamalarının altında ''kendi deryamızı'' enginlerde bulmuşken, umurumuzda mı bir yitip bir yükselen dağlar.  Artık diyoruz, ey hayat; sevdasın da sorgusuz yürekler, dinleyin !
          Herkes bir eli tutar, tutabilir. Bir eli tutmakla ''bir ruha dokunmanın''  köprü kurmanın arasındaki ''o narın farkı'' zaman sana teyit ettirir.
          Sevginin ve güvenin; sadece birlikte yaşamak anlamına gelmediğini, bunun ''yaşamın bütün boyutların da'' sana eşlik ettiğini görürsün.
           Yaşadıkça; hiç kaldıramayacağını sandığın acılarla karşılaşırsın. Onları karşılamayı ve beraber yaşamayı öğrenirsin.
          Aslın da hayatın, beklentileri içerisinde;  umduklarından ziyade, ''bulduklarınla'' yaşamayı öğrenirsin ve başın dik, yetişkin bir birey olmanın olgunluğuyla karşılarsın yenilgilerini, acılarını, hayal kırıklıklarını.  Çünkü acıda öğretir bize ayakta durmayı, yarına çokta bel bağlamamayı, geçmişle yaşamamayı.
         Öğrenirsin; her şey gibi zaman da avuçlarından kayan kum tanesi ve gidenlerin hesabı hiç bir zaman geleceğe yazılmaz.  Sana ağırlık veren her şeyi elemeden ''heybeye'' yenileri katılmaz...
          Ve bir süre sonra anlarsın ''vaatlerle'' gönül kapısı aralanmaz, sevdanın sözleşmesi olmaz. Öğrenirsin; seni yakan her şey ''sen istemediğin sürece'' bir daha senin bahçeni tarumar etmez.
         Yaşadıkça öğrenirsin; yürüdükçe öğrenir, öğrendikçe yürürsün.  Baharın nefesini, kışın tipisini, yağmurun kalbinin atışını öğrenirsin. 
         Hani diyordu ya şarkıda "açmadığın dalda sözün geçer mi, dünyada ölümden başkası yalan." Her şey gelir ve geçer, öğrenirsin. Bu hayatta hiç kimse kimsenin ne devşirmesi nede stepnesidir ''sen istemediğin sürece'' öğrenirsin.
         Ve öğrenirsin; yazmak, yaşamın anlamını bırakmaktır satır aralarına. Ölmekle gömülmeyecek bir sözün olsun ''hayata dair derken'' buna inanan ve yaşayan insan olmanın haklı gururuyla, hayata yüreğinden bir eyvallah demenin içtenliğiyle ''hayatta hiçbir şeyden'' korkmadım, korkmayacağım demeyi ve kalbine seçtiklerini almayı ve sana eşlik edenlerle yoluna devam etmeyi öğrenirsin.
           Bilirsin artık ''seni yarı yolda gördüğüne değişenlerle'' hiç bir zaman yol arkadaşlığına durulmayacağını, öğrenirsin. 
           Fakat çok zor sahip olduğun dostlarını çok kolay yollamayacağını da öğrenirsin. Ben bu yüzden hiç kimseden gidemem, gitmem... Ama gidersem geri gelmem...demenin ne demek olduğunu öğrenirsin.
             Neye ihtiyacın varsa onu almalı, varsa vermeli; ciddiyet, samimiyet bu olmalı...


İzlenme: 1710
htmlPaginator

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

Misafir olarak yorum yapıyorsunuz. Üye Girişi yapın veya Kayıt olun.

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

YAZARA AİT DİĞER YAZILAR

YAZARLAR

ARDAHAN - HAVA DURUMU

ARDAHAN

ÇOK OKUNANLAR


  • Haber bulunamadı

FOTO GALERİ

Ziyaretçi Sayacı

Bugün:
1 hit, 1 ziyaretçi, 1 ziyaret
Bu hafta:
6 hit, 6 ziyaretçi, 6 ziyaret
Bu ay:
46 hit, 31 ziyaretçi, 31 ziyaret
Toplam:
125408 hit, 44592 ziyaretçi, 84668 ziyaret